Göç, bir evi ardında bırakmaktır. Bir dili, bir sesi, bir kokuyu, bir sabah alışkanlığını...
Göç, bazen isteyerek, çoğu zaman mecburen; bir sınır kapısında, bir valiz ağırlığında, bir bakışta başlar.
Muhacir, göçmen, sürgün...
İsimleri değişse de, göç edenin kalbinde ortak bir iz kalır: Kaybedilenin yasını tutarken, tutunulanın da yabancılığını taşımak.
Göç, yalnızca bedensel bir yer değiştirme değildir; kimliğin yeniden yazılması, ilişkilerin kopup yeniden örülmesi, aidiyetin sorgulanması ve çoğu zaman sessizce taşınan bir yaradır.
İşte tam da bu nedenle, grup psikoterapileri göçün bıraktığı izlere şefkatle dokunmak, anlatılamayanı dillendirmek ve görünmeyeni görünür kılmak için güçlü bir sahne sunar.
Bu yıl teması “göç” olan Uluslararası Katılımlı Grup Psikoterapileri Kongresi’nde, ülkemizin farklı şehirlerinden ve dünyanın farklı ülkelerinden uzmanlarla bir araya geleceğiz.
Göçün ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerini birlikte konuşacak; deneyimlerimizi, yöntemlerimizi ve tanıklıklarımızı paylaşacağız.
Neden Göç?
Çünkü dünya yerinden edilmiş hayatlarla dolu.
Çünkü göç artık yalnızca sınırları geçenlerin değil, aynı mahallede yaşamaya çalışanların, birlikte susanların, ayrı dillerle anlaşmaya çalışanların da ortak hikâyesi.
Çünkü göç, yalnızca politik bir başlık değil, gittikçe derinleşen bir duygusal iklim, terapi odalarına, grup sahnelerine, gündelik ilişkilerimize sessizce sızıyor.
Bu nedenle, ruh sağlığı alanında çalışanlar olarak bu sessizliğe tanıklık etmek, göçün açtığı yaralara bakmak ve iyileşme ihtimalini birlikte düşünmek zorundayız.
Yola çıkanın, yerinden edilenin, tutunmaya çalışanların hikâyesine hep birlikte tanık olmak ve bu tanıklıktan yeni yollar üretmek için...
Sizi, göçün bireysel ve toplumsal izlerini birlikte konuşmaya;
Asklepion’un göğü altında, bir aradalığın iyileştirici gücüne davet ediyoruz.
Bu tanıklıkta yerinizi alın.
Bergama’da buluşalım.
Saygılarımızla,
Çukurova Arşaluys Kayır Psikodrama Derneği ve Düzenleme Kurulu Adına
Kongre Başkanı
Eda Ünlü Sağdıç