Bir yere varabilmek, bir yerden ayrılmakla mümkün.
Hayatımız boyunca pek çok kez ayrılırız. İnsanlardan, şehirlerden, ilişkilerden, alışkanlıklardan, dönemlerden… Bazı ayrılıklar kendi isteğimizle gerçekleşir, bazılarıysa hayatın bizi götürdüğü yerdir. Fakat her ayrılık, yalnızca bir şeyin sona ermesi anlamına gelmez. Aynı zamanda yeni bir yere, yeni bir zamana ve bazen kendimizin başka bir hâline doğru ilerleyebilmenin de başlangıcıdır.
Veda etmek çoğu zaman sandığımızdan daha zordur. Çünkü vedalaşmak yalnızca bir insanı hayatımızdan çıkarmak değildir. Bazen bir ihtimalden, gerçekleşmesini beklediğimiz bir gelecekten, eski bir kimlikten ya da artık bize iyi gelmeyen bir alışkanlıktan vazgeçmektir. Bu nedenle bırakmak, unutmak anlamına gelmez.
Geçmişte yaşananları silmek, hiç yaşanmamış gibi davranmak ya da yaşadığımız duyguları yok saymak değildir. Bırakabilmek, yaşananın hayatımızdaki yerini kabul ederken onun bugünümüzü yönetmesine izin vermemektir.
Tarih boyunca ayrılıklar ve sonlar, insan hayatının değişmeyen gerçeklerinden biri oldu. Belki de zamanı ve yolculuğu anlamlı kılan tam olarak budur. Her şeyin aynı kaldığı bir hayat, hareket etmeyen bir zaman gibi olurdu.
Bazen insan geçmişte yaşadığı bir olayın üzerinden yıllar geçmesine rağmen hâlâ aynı yerde durduğunu fark eder. Söylenmemiş bir söz, tamamlanmamış bir veda, yaşanamamış bir ihtimal ya da bırakılamayan bir anı bugünün içine sızmaya devam eder.
Kim bilir… Saat kaç kez, veda edemediğimiz insanlar ya da bırakamadığımız anılar yüzünden durdu?
Bir ilişkinin bitmiş olması, o ilişkinin zihnimizde de bittiği anlamına gelmeyebilir. Bir insan hayatımızdan çıkmış olabilir; fakat onunla ilgili öfkemiz, özlemimiz, kırgınlığımız veya beklentimiz hâlâ bizimle yaşamaya devam edebilir.
Psikoterapi sürecinde bazen amaç geçmişi değiştirmek değildir. Değiştiremeyeceğimiz bir geçmişle kurduğumuz ilişkiyi yeniden değerlendirebilmektir. Yaşananı kabul etmek, duyguyu anlamak ve artık taşımamız gerekmeyen yükleri fark etmek, kişinin bugününe yeniden yer açmasına yardımcı olabilir. Çünkü bazı kapılar kapanmadan yenilerinin açılması mümkün olmayabilir. Ve belki de veda etmek, geçmişe sırtımızı dönmek değil; geçmişe ait olanı olması gereken yerde bırakıp kendi yolumuza devam edebilmektir.
Bir yere varabilmek için bazen gerçekten bir yerden ayrılmak gerekir.
