İlişkiyi Korurken Kendini Kaybetmek: Onay Arayışı ve Gerçek Yakınlık
Bazen bir ilişkinin bittiğini görmek veya onu kaybetmek en ağır bedel gibi görünebilir. Oysa çoğu zaman en sessiz ve ağır bedel, bir ilişkiyi sürdürmek veya korumak adına insanın yavaş yavaş kendini kaybetmesidir.
Kabul görmek ve ait hissetmek arzusuyla kendini küçültmeye başlayan insan, ilk başlarda bu durumu bir "fedakarlık" ya da özveri olarak tanımlayabilir. Ancak zamanla bu tutum, fark edilmeden özgün kimliğin ve özsaygının geri çekildiği sessiz bir rutine dönüşür. Sürekli uyum sağlamak kısa vadede çatışmasız bir huzur illüzyonu sunsa da, uzun vadede bireyin kendi iç sesini duymasını zorlaştırır. Bir süre sonra alınan kararları kişisel istek ve ihtiyaçlar değil; reddedilme, eleştirilme veya terk edilme ihtimalini en aza indirme çabası yönetmeye başlar.
İşte tam bu noktada, onay ile sevgi arasındaki temel fark belirginleşir:
-
Onay, yalnızca ötekinin beklentilerine uyum sağlandığı sürece var olan geçici bir kabuldür.
-
Gerçek sevgi ise bireyin tüm özgünlüğü, sınırları ve zayıflıklarıyla görünmeye cesaret ettiği yerde anlam kazanır.
Gerçek yakınlık, kusursuz bir uyumdan veya çatışmasızlıktan değil; iki insanın da kendi sınırlarını, ihtiyaçlarını ve duygularını saklama gereksinimi duymadan var olabilmesinden doğar. Sürekli öz-özveriyle ayakta tutulan ilişkiler dışarıdan bakıldığında ne kadar uyumlu ve güçlü görünürse görünrsün, içeride derin bir yalnızlık hissi barındırır. Çünkü bu denklemde karşı taraf sizin gerçek varlığınızı değil, yalnızca göstermeyi seçtiğiniz sessizliği ve uyumu tanır.
Kendini ve sınırlarını ifade etmek, sanıldığı gibi bir ilişkiyi her zaman riske atmaz; aksine, ilk kez maskesiz ve sahici bir bağ kurulmasının önünü açabilir. Nitekim sürdürülebilir ve sağlıklı bir ilişki, rol yapan iki insanın suni uyumuna değil; gerçek iki insanın kurduğu otantik temasa dayanır.
Unutulmamalıdır ki, bir gün biri sizi olduğunuz gibi kabul etse dahi, siz kendi ihtiyaçlarınızı ve varlığınızı yok saymayı bırakmadıkça o sevgiyi gerçekten hissetmeniz oldukça zordur. Bu nedenle yaşamdaki en temel ve iyileştirici ilişki; başkalarıyla kurulan bağlardan önce, insanın kendisiyle kurmayı seçtiği dürüst ilişkidir.
Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan
Ankara / Çankaya
